Lacan söylemi (discours) gündelik anlamından koparır. Söylem burada bir yapıdır: dört sabit pozisyondan ve dört değişken terimden oluşur. Pozisyonlar değişmez; içlerine yerleşen terimler değiştikçe söylemin türü değişir. Bu sayede konuşmanın değil, konuşmayı belirleyen yapının haritası çıkarılır.

Dört pozisyon

Pozisyonlar bir kare oluşturur. Üstte iki, altta iki. Yukarısı görünür, açık alandır; aşağısı ise söyleme yön veren ama görünmeyen alandır.

Etken Hakikat
Başka Üretim
Söylemin sabit pozisyonları

Sol üstte Etken — söylemi yöneten, hitap eden. Sağ üstte Başka — söylemin yöneldiği yer. Sol altta Hakikat — Etkenin bastırdığı, üzerine konuşmadığı ama söylemini belirleyen şey. Sağ altta Üretim — söylemin geride bıraktığı tortu, kazanç ya da kayıp.

Pozisyonlar arasındaki ok (→), Etkenin Başka'ya hitabını gösterir. Ama Etkeni yöneten Hakikat ile Başka'nın ürettiği şey arasında bir bağ yoktur: söylemin yapısal bir imkansızlığı her zaman vardır.

Dört terim

Pozisyonlara yerleşen dört terim Lacanyen kuramın temel öğeleridir:

  • S1 — efendi-gösteren (signifiant-maître). Tek başına anlamlı olan, fakat anlamı kendi içinde taşımayan; yetki, isim, ad.
  • S2 — bilgi (savoir). S1'i takip eden, ona referansla işleyen gösteren zinciri; sistematik bilgi.
  • $ — bölünmüş özne. Konuşan ama kendi söyleminden ayrı düşmüş, gösteren tarafından bölünmüş özne.
  • a — objet petit a. Söylemin kalıntısı, arzunun nesne-nedeni, kayıp obje.

Söylemler dönerek doğar

Lacan bu dört terimi pozisyonlara saat yönünün tersine bir çeyrek tur çevirerek dört söylemi türetir. Her dönüş, sosyal bağın yeni bir yapısını verir.

Efendi Söylemi

S1 $
S2 a
Le discours du maître

Efendinin söyleminde S1 — ad, yetki, otorite — bilgiye (S2) hükmeder. Bilgi, çalışan tarafa düşer; ama bilginin ürettiği artı-değer (a) efendiye geri dönmez, bir kayıp olarak söylemden düşer. Bu söylem siyasaldan kurumsala kadar her hiyerarşik bağın matrisidir. Hakikati olan $ — efendinin kendisinin de bölünmüş bir özne olduğu — söylem tarafından örtülür.

Üniversite Söylemi

S2 S1
a $
Le discours de l'université

Üniversite söyleminde bilgi (S2) Etken konumuna geçer; nesneye (a) hitap eder. Görünüşte tarafsız, bilgi-temelli bir hitap. Ama hakikati S1'dir: bilgiyi yöneten, "kim adına konuşulduğunu" gösteren örtük efendi. Üretimi ise $ — bilginin bölünmüş bir özne ürettiği. Modern bürokrasi, uzmanlık, "biliyorlar" söylemi: hepsi bu yapının türevleridir.

Histerik Söylemi

$ a
S1 S2
Le discours de l'hystérique

Histerik söylemde bölünmüş özne ($) Etken konumundadır; efendiye (S1) sorusunu sorar. "Sen kimsin ki bana söylüyorsun? Beni neye göre tanımlıyorsun?" Histerik, efendinin yetersizliğini açığa çıkararak yeni bir bilgi üretmesini talep eder. Üretim S2'dir — yeni bir bilgi. Histerik söylem, klasik psikanalizin doğduğu söylemdir: Freud histerik kadınların efendiye yönelttiği sorudan psikanalizi keşfetti.

Analist Söylemi

a S2
$ S1
Le discours de l'analyste

Analist söylemde nesne (a) Etken konumuna geçer. Analist, hastanın arzusunun nedeni olarak — ama bunu temsil etmeyerek — bölünmüş özneye hitap eder. Hakikati S2'dir: analistin sahip olduğu bilgi, ama bunu sergilemez. Üretimi S1'dir: hasta, analiz boyunca kendi efendi-gösterenlerini, kendisini taşıyan adlandırmaları üretir.

Söylemler arası geçiş

Bu dört söylem birbirinin "tersi"dir (envers): bir söylemden diğerine geçmek, sosyal bağı dönüştürmek demektir. Lacan'ın seminerine başlık verdiği gibi, analist söylemi efendinin söyleminin tam tersidir. Pozisyonlar tam karşıya geçer: S1 ile a; $ ile S2. Analiz, efendi söyleminden analist söylemine geçişin mümkün olduğu yerdir.

Hastanın söylemi başlangıçta histeriktir: "söyle bana ne olduğumu". Analiz, bu sorunun adresini değiştirmektir — soruyu efendiden çekip, soranın kendisine geri vermek.

Kapitalist söylem: bir parantez

Lacan, 1972'de Milano'da verdiği bir konferansta beşinci bir söylemi imler: Kapitalist Söylem. Bu, Efendi Söyleminin ufak ama belirleyici bir bozulmuş halidir: S1 ve $'ın pozisyonları yer değiştirir. Bölünmüş özne Etken konumuna gelir, S1 ona Hakikat olarak yapışır. Sonuç: arzunun nesnesi (a) artık bir kayıp olarak değil, sürekli ulaşılabilir bir tüketim öğesi olarak söylem içinde döner.

Kapitalist Söylem, sosyal bağı parçalar — çünkü Başka ile Etken arasında bir "imkansızlık" bırakmaz. Her şey ulaşılabilir, her arzu doyurulabilir görünür. Bu, modern psikopatolojinin bir kısmını anlamada (bağımlılıklar, sürekli tatminsizlik, içsel boşluk) kritiktir.

Klinik anlamı

Söylem kuramı klinikte yalnızca soyut bir model değildir. Hastanın söylemi hangi söylem yapısında konuşuyor? Onunla nasıl bir bağ kuruluyor? Analist ne söylemden konuşmalı?

Pratikte: bir hasta histerik söylemden gelir; analiste "bana söyle ne olduğumu" sorusuyla seslenir. Analist eğer efendi söylemine düşerse — yorumlayan, tanımlayan, "biliyorum" diyen — terapi tıkanır. Analist eğer üniversite söylemine düşerse — bilgiyle savunan, açıklayan — hasta kendi sözünden uzaklaşır. Analist söylemine yerleşmek: yorumlamadan dinlemek, bilmediğini bilmek, hastanın kendi efendi-gösterenlerini üretmesine alan açmak.


Dört söylem kuramı, bireysel söylemin ardındaki sosyal bağın yapısını okumayı mümkün kılar. Klinikte, edebiyatta, siyasette: ne söylendiğinden çok, hangi söylem yapısından söylendiği önemlidir. Lacan'ın bu kuramı, psikanalizin yalnızca bireysel patoloji değil, sosyal bağın patolojisini de düşünebilecek bir alet olduğunu hatırlatır.